Akıllarda yer etmiş en önemli Türk dizilerini saymanızı istesek, “Aşk-ı Memnu” bu listenin içinde muhakkak kendine yer bulacaktır. 2008 yılında yayınlanmaya başlayan dizi, 2 sezon sürmüş, ünlü oyuncu kadrosu ve akıllara kazınan replikleriyle büyük bir kamuoyu oluşturmuştu. Zengin koca avcısı Firdevs hanım’ın sosyetenin ünlü dullarından Adnan Bey’le kızı Bihter’i evlendirmesiyle başlayan hikaye, Bihter’in Adnan Bey’in yeğeni Behlül ile yaşadığı yasak aşkla ve acı son ile noktalanır.

Türk edebiyat tarihinin ilk modern romanı kabul edilen eser, ilk yayınlandığında ağır dili nedeniyle eleştirilse de, Halid Ziya vefatından önce romanın dilini sadeleştirmiştir. 1900 yılında basılan eserin 100 yılı aşkın süreden beri beğenilmesinin nedeni dilinin sadeliği kadar, anlatılan hikayenin evrenselliği ve hala gerçekliğini korumasıdır. Türk televizyonlarında defalarca aynı senaryoyu farklı dizilerde izleyerek yasak veya dengi dengine olmayan aşk profillerine artık alışır olduk. Buna alışmanın kötü tarafı ise Halid Ziya’nın eserinde gösterdiği olumsuzlukların modern dünyada olumlu hale gelmesiydi. Zenginlerin dünyasına yasak bir aşkla ve sıra dışı bir evlilikle girmek artık gençlerin hayallerini süslemeye başladı. Aşk-ı Memnu’da bu yozlaşma ne kadar lanetlense de, kıskançlık ve ihanet duyguları aşağılansa da günümüz dünyasında varlığa ulaşmak için ne yazık ki her yol mübah. Sosyal medyanın ve kısa süreli şöhret olma isteğinin zirve yaptığı günümüzde, aşk da bütün duygular gibi artık yasak, lanetli ya da kirlenmiş olarak anılmaya devam edecek gibi duruyor.

YORUMLAR