Kudüs’te eski şehrin içine ilk adımlarımı attığımda Ferhat Göçer’in “Yastayım” şarkısı, tınısı ve duygusuyla ruhumu karışıyor gibiydi. Yıllarca farklı kültürlere ve dünyalara ev sahipliği yapan, devamlı gidenlere yas tutan bir şehir gibi Eski Kudüs… Tam dört parçaya bölünmüş 1 kilometrekare alanın içinde Müslümanlar, Hristiyanlar, Ermeniler ve Museviler yaşıyor. Tüm semavi dinlerin kutsalları bu küçücük alanda hayat bulmuş, Ağlama Duvarı, Yeniden Doğuş Kilisesi, Mescid-i Aksa ve daha niceleri.

Efsaneleri, mitleri, hikayeleri, acı tatlı duygularıyla yan yana yükselen mabedler insanların ruhlarına da yansıyan izler bırakıyor. Surlarını Kanuni’nin yaptığı eski şehir, farklı 8 kapısıyla “dünyanın merkezi” olarak ziyaretçilerini her gün ağırlıyor. Şehrin içinde gezinirken tüm o asırların duygularını yaşıyor insan, bazen satıcıların naralarında, bazen bir mabedin sessizliğinde, bazen çocukların cıvıltısında.

Eğer bu mistik şehirde, Ortadoğu’nun eşsiz lezzeti farafel’i, özel turşuları ve humusu tatmak istiyorsanız, belki de en doğru adres Abu Shukri. Oldukça lokal olan mekanda, müslüman mahallesinde çoğu turistin uğrak yeri. Özellikle humusu benim gibi çok seçerek yiyorsanız, burada tattığınızı eve götürmek isteyebilirsiniz…

YORUMLAR